
Gitarımın akustik ölümlerinde aradıgımın notanın tam ortasında kırsal bir bağ bozlak bir hava mızdırapın ızadarapında penasınsıyla düşsel kardeşik
aklımın ritminde adımladıgım kaldırım taşlarını ıslak sağnak bir yağmurun ellerine bırakıp atletsiz bir gömlek çıplaklıgıyla dolaştıgım şehir aralarında beynini arayan bir dervişin cogul kalabalıgına katıyorum sevdigim ve seveceğim ne varsa
Deniz fenerlerini dinamitleyip uçurumundan atlıyorum
Kravatlı bir öğle sonu memurun şarkısını söylüyorum
''Agızımda bal gibi tatlı bir türkü bir iner bir cıkarım bu yokuşu ...Kazanırım cocuklarıma ekmek parası...''
Bayat ekmeklerle yaptıgımız tatlılar acıktırak bir kahvaltı zeytinsiz ve peynirsiz bir kimsesizlik bizimkisi maaşını ömrünun yokuşlarında auroya yatıran avrupai bir sözleşme
1945 kore savasından dönemeyen dedemin kemikleri bambuların anavatanına
iktidar bir saçmalık olarak geri dönüyor bu bumerang
ve eline aldıgı herşeyi atıp bumerang etkisini yapmaya bekleyen ayrılık sonrası sevgisiz bir sevgililik havadisi
kırmaca düşlerle japonlu ilişkiler ve kurmaca devrişmeler ve seviş getiren kimsesizlikler
saçma sağnak bir savurganlık...

2 Yorumla:
Birkaçkez okumam gerekti, doğru anlayabilmem için:D Eline sağlık güzel ve farklı bir yazı olmuş.
Teşekkürler blogdaşım :)
Yorum Gönder