Hem neden ilgilendirsin ki sizin bir bekleyeniniz var yada bir beklediğiniz yada beklediğine inandığınız ama ya yoksa(Zaten ömür denilen şeyde gitmeler ve kalmaların kundakladığı ahşap bir ev değimlidir istanbulda, Beyoğlu civarında…) sizde paslanmış bir çivisinizdir.Eski sandalların tahtalarından yapılan iskeleye saplanmış birer çivisiniz demektir…kerpetenine küs bir hayat süren hep zamanından önce alkışlanan yüzünüzdeki o gerilen gülümsemeyle alışkanlıklarınıza yeni alışkanlıklar ve akışlar ekleyen,
Hani içinizde bir çocuk vardı babasının yaptığı tahta kılıcı beğenmeyip ama yinede onun emeğini değerlendirip, annesinin pazar poşetleriyle uçurtma yapan o çocuk hani nerde şimdi…
ömrü her daim bir mumun gölgesinde biten ki bana kalırsa yanlış bir ata sözü ile yaşamaktayız benden sizi uyarması ışıldayan mum dibini aydınlatmaz sözü katiyen yalandır ben ne çok elektriğe küs lambalarım oldu hiç görmediğim bir mumun ömrünü tamamladığı anlarda dibine kör kuyu muamelesi yaptığını aksine ömrünü tamamlarken nasılda yana yana aydınlatıyordu odamı ve kendi tükenişini gözünüze sokarcasına…
mum yanar mum ışıldar mum ömrünü tamamlar.
Sizi biraz daha aydınlatmak için evet bencilsiniz ve unutkan her elektrik geldiği andan itibaren söndürmeyi unuttuğunuz mumlara ihanet ettiniz ve onları tedaşla aldattınız.şimdi masamın bir kenarında bir mum aydınlığı ile yazıyorum bunları size bu çivi yazısını, ilkel bir gülümsemeyle beyniniz kıvrımlarına halatlarla bağlayıp sizi beyoğlundaki ahşap bir ev yangınında terk ediyorum bahçedeki sandalıma atlayıp… Zamanı gelmedi mi pamuk ipliklerinden sıyrılıp o halatlarla, gemici düğümleriyle birbirimize bağlanmanın…
yada yakın tüm iskelelinizi sıyrılın paslı çivilerinizden
yeniden temeller atın denize doğru uzanan evlerinize hani penceresinden baktığınız zaman sadece bir mum aydınlığı gördüğünüz ahşap evler…

0 Yorumla:
Yorum Gönder